11

Ara
2018

Japonlar Ne Yaşlanır Ne Şişmanlar

Posted By : Begüm Hazal Özgün/ 44 4

Yazımın içeriğinin; zayıflığın, estetik algıda güzel görünmekle eş değer olduğu düşüncesine hizmet etmediğini baştan söyleyeyim. (Kapitalist sistemin sosyal medya, basın, yayın kuruluşları aracılığıyla özellikle biz kadınlara dayattığı güzellik kıstaslarını şiddetle reddediyorum.) Bu içerik; ruhu ve bedeni yormadan, sağlıklı ve dengeli yaşayabilmek için Japonlardan öğrendiklerimle alakalı..

Japonya.. Dünyanın en saygılı, en üretken, en çalışkan, en zeki  ve aynı zamanda en uzun yaşam süresi olan insanların yaşadığı ülkelerden.. Kendimize ve dünyaya faydalı olmak için ‘sağlıklı ve verimli’ yaşamanın önemli olduğunu düşünüyorsak, bu yolda da Japonlardan öğrenebileceğimiz çok şey var.

Dünyada yaşam süresinin en uzun olduğu yer 84.3 yıl ile Hong Kong ve onu 83.8 yıl ile Japonya takip ediyor.. Yaşam süremizi ve kalitesini etkileyen en önemli faktörlerden biri elbette ki beslenme tarzımız.. Ülkemizde,  ortalama yaşam süresi en düşün bölgelerin Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri olması, özellikle Güneydoğu’da diyabet ve kalp-damar rahatsızlıkları oranlarının çok yüksek olması ve bu bölgelerin mutfaklarının yağlı, baharatlı et yemekleriyle ön plana çıkması tesadüf değil..

Japonya’da genel olarak kilolu, göbekli, yağlı insan yok.. 45-50 yaş grubunun fizikleri 20 yaşındakiler gibi.. Kadın, erkek, yaşlı, çocuk herkes son derece sağlıklı görünüyor. (Ayrıca yaşlılar dimdik yürüyor, çok canlı görünüyorlar..) Ciltler gergin, parlak, kırışıksız.. Hatta bu konu üzerine Naomi Moriyama isimli Japon yazarın bir kitabı bile var.. “Japanese Women Don’t Get Old or Fat /Japon Kadınları Ne Yaşlanır Ne Şişmanlar”.. Moriyama kitabında, Japon kadınlarının genç ve zayıf kalma sırlarını açıklıyor.

Pasifik Okyanusu’nda bulunan Japonya 4 ana adadan ve 6848 adacıktan oluşuyor.. Yüz ölçümü ülkemizin neredeyse yarısı kadar ancak 127,185,332 nüfusuyla ülkemizden çok daha kalabalık..  Bu da ülkeyi metrekareye düşen insan yoğunluğu açısından dünyanın en kalabalık 10. ülkesi yapar.. Japonya’da bu kadar çok insanı beslemeye yetecek doğal kaynakların çeşitliliği ve çokluğundan bahsedebilir miyiz? Kesinlikle hayır.. Çünkü toprakların yaklaşık %75’i dağlarla kaplı ve ülkenin yalnızca %12’si tarıma elverişli topraklardan oluşuyor.. Dağlık alanların ve engebeli arazilerin çokluğu, ülkede tarıma ve yerleşime uygun alanları oldukça kısıtlamış.. Bu durum Japonya’yı dünyanın en büyük tarımsal ürün ithalatçılarından biri konumuna sokmuş.. Biz de ülke olarak Japonya’ya hububat, bakliyat, yağlı tohum, kuru ve yaş meyve ve sebze ihracatı yapıyoruz..

Peki Japonlar ne yiyor, içiyor ??

Şinto inancından kaynaklı olarak; doğaya duydukları bağlılıktan ve saygıdan ötürü; yemek yaparken kullandıkları malzemelerin doğallığını bozmamaya özen gösteriyorlar.. Japon mutfağında genel olarak aşırı tatlı, tuzlu, yağlı ve baharatlı yemeklere rastlamazsınız.

Japonya  dünyada en fazla su ürünü tüketen ülkelerden biri.. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz fakat ortalama bir Afrikalı bir Türk’ün iki katı, Avrupalı dört katı, Japon ise sekiz katı daha fazla balık yiyor. Balığa dayalı bu beslenme tarzı Japonların yüksek miktarda Omega-3 benzeri ‘iyi yağlar’ aldıklarını gösteriyor.

Japonya’da kurulan klasik sofralar bir dilim ızgara balık, bir kase pirinç, buharda haşlanmış sebze, miso çorbası, tatlı olarak dilimlenmiş meyve ve bir fincan yeşil çaydan oluşur.. (1872 yılında İmparator Meiji, 1200 yıllık et yemek yasağını kaldırır ve et yavaş yavaş Japon mutfaklarında yerini alır..) Ana yemekte balığın yerini tavuk, dana eti veya domuz eti de alabilir.

Tipik bir kahvaltı öğünü ise; Miso çorbası, beyaz pilav (yağsız, tuzsuz), balık ızgarası (evet sabah kahvaltıda balık tüketiliyor) , omlet, ıspanak salatası, soya sosunda haşlanmış Japon turpu, susamlı tofu, kızarmış balık köftesi, ızgara çipura, turşu çeşitleri, yosun ve yeşil çaydan oluşuyor..

Japonya seyahatim süresince en çok özlediğim yiyecek zeytin oldu.. Zeytin nedir bilmiyorlar.. Değil restaurantlarda marketlerde bile zeytin görmedim.. Daha önce bir yerde hayatında ilk defa zeytin yiyen bir Japon’un lezzetine bayıldığını okumuştum. Peynir? Japonya’da ulaşılması diğer güç besinlerden biri daha.. Bu yüzden oldukça pahalı.. Süt ürünleri Japonların günlük beslenme alışkanlıklarının bir parçası değil zaten. Hatta internette Japonya’da yaşayan expatlar için kaleme alınmış bloglarda ‘’Japonya’da Nasıl Peynir Bulunur?’’ başlıklı yazılar var.. Türkiye’ye kıyasla inanılmaz pahalı olan ürünler arasında domates ve salatalık da var ve bu yüzden bu ürünler ‘kiloyla değil taneyle satılıyor..

Tane salatalık: 128 YEN (1$)

Tane elma: 398 YEN (3.5$)

Salkım üzüm: 158-680 YEN (1.5$ – 6$)

Pirinçsiz Asla

Bir Asya atasözü der ki: “Bir saat mutlu olmak istiyorsan kendini sarhoş et. Üç gün mutlu olmak istiyorsan evlen. Bir ömür mutlu olmak istiyorsan her gün pilav ye!” 

Japonya’nın en önemli tarım ürünü, Japon mutfağının da temel gıdası olan pirinçtir.. Japonlar için geleneksel olarak çok önemli bir besin. Geleneksel alkollü içkileri ‘’sake’’ bile pirinçten yapılıyor..

Pirinç, finansal süreç başlamadan önce tarımla uğraşan Japonlarda hayatın devamlılığı için o kadar önemliydi ki kutsallaştırılarak dinsel bir boyuta ulaştı.. Japonların geleneksel inancı olan Şintoizm’de Inari ismindeki kami (tanrı); tarım, pirinç, bereket ve sake tanrısı olarak tapınılıyor. Ülkenin farklı köşelerine yayılmış binlerce Inari tapınağından en meşhurunu, Fushimi Inari’yi gezerken, bir köşeye yığılmış çuvallar dolusu pirinç ve sake fıçıları gördüm..

Japonlar bizdekinin aksine ekmek tüketmiyorlar. Ekmeğin yerini pirinç pilavı alıyor. Hatta ‘Yemek yemek’ yerine Japonya’da ‘pirinç yemek’ deyimi kullanılıyorlar.. Pirinç pilavı (haşlanmış pirinç) kahvaltı dahil her öğünün olmazsa olmazı..

Japon pilavı Türk pilavının aksine yağ, tuz ve baharat gibi herhangi bir şey ilave edilmeden sadece su ile haşlanıyor..Tadı tuzu yok fakat son derece doyurucu..

En bilinen Japon yemeği suşinin de çiğ balıkla beraber temel maddesi pirinç.. Pirinç unu ile yapılan hamurlarla pişirilen yiyecekleri çok sık görebilirsiniz. Yani tatlı ve kek yapımında da buğday unu değil pirinç unu kullanılıyor..

Midenin Yüzde 80’ini Doldur

Japonya’da porsiyonlar çok küçük!

Gezimiz boyunca çoğunlukla masadan aç kalktık.. Hatta söz konusu minik porsiyonlara ödediğimiz yüksek rakamlar bir süre sonra sinir bozucu olmaya başladı ve ‘’Türkiye’de olsaydık bu paralara 4 kişilik masa donatırdık’’ diye hayıflandığım bile oldu.. Japon usulü ızgara şiş yapan küçük bir mekanda siparişlerimizi verdikten sonra iştahla beklemeye başladık.. Siparişlerimiz önümüze geldikten sonrası ise büyük bir düş kırıklığı.. Bizdeki meze tabaklarına benzer ölçüde bir tabakta kürdandan hallice bir şişe geçirilmiş bir kaç parça et lokması.. Ödediğimiz rakamsa fiyat-verim dengemizi alt üst etti:=) Sadece pilav ve yanındaki ana yemek nispeten büyükçe tabaklarda, diğer yiyecekler ise bir kaç küçük tabakta servis ediliyor.. Kahve sipariş ettiğinizde bile önünüze gelen miktar bir Türk’ün iki yudumda hüpleteceği kadar.. Ancak bu durumun da kültürün bir parçası olduğunu çok geçmeden anladık.. Sipariş ettiğiniz herhangi bir yiyecek veya içecek size göre tadımlık olsa da Japonlar -nasıl oluyorsa- bu porsiyonlarla mutlular..

ÇÜNKÜ…

Burada yemek yemeden önce veya sonrasında tekrarlanan yaygın bir deyiş var: ‘’Hara hachi bu’’.. Yani ‘’midenin yüzde 80’ini doldur’’.. Kadim bilgelik tıka basa yemek yememeyi tavsiye ediyor çünkü aşırı yemek yemek uzun sindirim süreci gerektirdiğinden bedeni yorar, yaşlanmanın sebebi olan hücresel oksidasyonu hızlandırır.. (Bkz. Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırları Kitabı) 

Az Pişmiş

Sağlıklı yaşam için muhakkak ki ne pişirdiğimiz kadar nasıl pişirdiğimiz de önemli.. Burada yemeklerin çoğu az pişmiş ya da çiğ tüketiliyor.. Japon kadınları yemeklerini daha çok haşlama, buharda pişirme ve ızgara gibi yöntemlerle hazırlıyorlar. Buharda pişirilen gıdalar daha yumuşak oluyor ve besin değerlerini koruyor. En ünlü Japon yiyeceği sushi pirinç pilavının üzerine çiğ deniz ürünleri konarak servis edilen bir Japon spesiyalitesi.. Gari ismi verilen zencefil kökü turşusu ve soya sosu ile beraber tüketiliyor.

Soya

Japonlar soya sosuna bayılıyorlar! Yemekler genel olarak tuzlu değildi ancak gittiğimiz restaurantlarda masada tuzluk da yoktu.. Çünkü yiyecekleri başta soya sosu olmak üzere değişik soslarla çeşnilendiriyorlar.. Tuz istediğim bir Japon şef ‘’This is Japanese salt’’ diyerek soya sosunu gösterdi.. Soya sosu; soya fasulyeleri, kavrulmuş tahıl, su ve tuzdan yapılan fermente bir sostur. Japonya’da tüm restaurantlarda karşınıza çıkar.

Yeşil Çay

Japonların geleneksel alkolsüz içeceği; faydaları saymakla bitmez yeşil çay.. Antioksidan bakımından oldukça zengin.. Cildi güzelleştirir, sindirime yardımcı olur, kanseri önler..  Japon Yeşil Çayı bildiğimiz yeşil çaydan biraz farklı olarak; özel bir süreçten geçerek yetiştirilen çayın toz halinde tüketilen halidir.. Diğer çaylar demlenerek sadece suyu içilirken, Matcha ismi verilen bu çay, toz olarak suya karıştırılır ve çayın tümü içilir. Matcha, çikolatalarda (sadece Japonya’da bulunan Matchalı Kit Kat çok popüler), dondurmalarda, tatlılarda da kullanılıyor.. Starbuckslarında bile matcha’lı içecekler var.. Meşhur çay seremonilerinde de matcha’dan başka çay kullanmıyorlar..

Hamur işi&Tatlı

İşin en enteresan kısmı bu sanırım.. Poğaça, kruvasan, pizza, hot dog, peynirli tart vb hamurişi türevlerinin satıldığı pastahaneler o kadar popüler ki! Açıkçası, Japonların şekerli besin tüketmediğini zannederken her yerde karşımıza çıkan şekerlemeciler ve waffel’cılar çok büyük bir şaşkınlık yaşamama sebep oldu.. Bu ürünleri her köşe başında, tren istasyonunda, alışveriş merkezinde bulabilirsiniz..

Yemek yemeyi sevenler için birer lezzet diyarı olan tren istasyonlarındaki envai çeşit restaurantın arasında en popüler olanlar ve en renkli görüntüyü sunanlar şekerlemeci dükkanları.. Baştan çıkartan rengarenk şekerlemeler özenle ambalajlanmış.. Bizim baklavaya benzer şerbetli ve ağır tatlıları yok.. En bilinen ve sevilen tatlıları mochi, yapışkan pirinç hamurunun içine şekerli azuki fasulyesi ve tatlı patates vb dolgular konarak hazırlanıyor.. Bazen bizim basında ‘’Japonların geleneksel tatlısı mochi yine can aldı’’ başlıklı haberler okuyabilirsiniz. Yapışkan olduğu için bütün olarak yenildiğinde insanların boğazına kaçıp solunuma engel olabiliyor. Bir de küçük pankek arasına preslenmiş tatlı fasulye ezmesi dorayaki var ki yine her yerde karşınıza çıkacak olan Japon tatlılarından..

Pastahanelerden yayılan davetkar kokulara kayıtsız kalamayanlar mekanların önünde uzun kuyruklar oluşturmuş.. Biz de kahvaltılarımızı genellikle bu Fransız pastahanelerinde yaptık.. (Peynirli tartın tadı hala damağımda..)

Sonsöz

Her yemeğin başında Japonlar ‘’itadakimasu’’ diyerek yemeğe başlarlar.. Tam anlamıyla Türkçe’ye çevirisi ‘’Alçakgönüllülükle kabul ediyorum’’ demektir.. Çiftçi, balıkçı, yemeği pişiren ve yiyecek olarak kendini kurban eden hayvan/bitkilere -yani söz konusu yemeğin masanıza kadar olan yolculuğunda ne kadar bileşen varsa hepsine- yönelik söylenen bir ifadedir.. Yemeğin sonunda ise ‘’yemek için teşekkürler, bir şölendi’’ anlamına gelen Gochisousama-deshita ifadesi kullanılır..

Mutfak kültürü, bir toplumun  yaşam tarzı, yaşadığı coğrafya ve bakış açısı hakkında ipuçları veriyor kuşkusuz.. Japonya’daki yeme-içme alışkanlıklarından gördüğüm kadarıyla; Japonların hayran olunası derecede sade, minimal ve doğal olana dönük olan yaşam biçimleri mutfaklarında da kendini göstermiş.. Doğaya ve kendi bedenlerine duydukları saygı onlara uzun ve sağlıklı ömürler olarak geri dönmüş..

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle..

Itadakimasu..

4 Comments
  • Avatar
    Ayşe TURAN
    5 Ocak 2019

    Merhabalar
    İzlenimlerini keyifle takip ediyorum. Bu yazını da bir solukta okudum. Muhteşem izlenimlerini bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.
    Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim yazılı anlatımın da sözlü anlatımın gibi çok başarılı tebrikler…
    Seni takdirle izliyorum başarılarının devamını diliyorum.
    SELAM VE SEVGİLER..

    Reply
  • Avatar
    Sevcan Akyurt
    5 Ocak 2019

    İnsanın okuduktan sonra gidesi geliyor. Harika bir anlatım dili ile ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi .. Kaleminize sağlık.

    Reply
  • Avatar
    Cihat
    6 Ocak 2019

    Kesinlikle ilk defa Japonya’ya gidecek bir insanın bu yazıyı okuması yeterlidir. Ağzınıza sağlık, gayet açıklayıcı, sade, net ve öz bir yazı olmuş. Tv’de dünyayı gezerek saçma bilgiler paylaşan sunucular yerine sizin olmanız kesinlikle birçok insanı bilinçlendirecektir farklı kültürler konusunda. Yazılarınızın devamını bekliyoruz.
    Saygılarımla

    Reply
  • Avatar
    3 Haziran 2019

    Yazını yeni okudum çok ama çok güzel anlatım kalemine emeğine sağlık 😘🙏

    Reply

Leave your comment

Please enter comment.
Please enter your name.
Please enter your email address.
Please enter a valid email address.